Batan akşam güneşi, İçimi yaktı yine. Burkuldu yüreğim, Doldu gözlerim, Utandım ağlayamadım, İçime aktı yaşlar. Yüzünü özledim, Sesini özledim. Özledim seni, Çok özledim bir tanem!
Ufuklarda, Hep seni arıyor gözlerim. Geçmek bilmiyor, Günler ve gecelerim. Sigaramdan çektim, Bir nefes daha seni, Gülüşünü özledim, Hüznünü özledim. Çok özledim seni, Çok özledim bir tanem!
Gözlerini özledim, Sözlerini özledim, Kış geçti, bahar bitti, Yaz geldi. Bitmedi sensizlik, Bitmedi yüreğimde! Sıcacık ellerini, Saçlarını özledim, Çok özledim seni, Çok özledim bir tanem
Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...
Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...
Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm.
Aldanmak... En büyük yıkıntısı iç dünyamızın... Aldanmak... Ses veren üç telimizden birinin kopması... Aldanmak... O en son,fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek... Sen hiç aldatma ne olur!..
Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık. İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...
İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...
Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.
Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün, bırak...
Uzun olacak bu gece... Nerden baksan anlarsın Ve ben sana dair cümleler kuracağım Hasretini büyüteceğim... Nasıl olduğunu, ne yaptığını düşüneceğim... Başka bir iklimde, başka bir mevsimde, başka bir ülkede açıyorsun gözlerini... Uzağına düşmek incitiyor, yaralıyor... Yetmiyor gönderdiğin fotoğraflara bakmak, Sesini duymak yetmiyor... Yine de iyi olduğunu bilmek avutuyor günlümü. Uzun olacak bu gece... Nerden baksan anlarsın Ve ben sana dair cümleler kuracağım... Kağıtlara döküp içimdeki seni, defalarca okuyup, ezberleyeceğim... Gelişini hayal edeceğim sonra. İşte o anda tekrar gideceğin günün acısı çöreklenecek yüreğime... Sabır taşıyla iyi arkadaş olacağız yokluğunda... Alışmaya çalışacağım sensiz kaldırımları arşınlamaya. Ve kaçacağım seni hatırlatan heryerden... Beraber gittiğimiz yerlere uğramayacağım Çünkü, Hepsi sen kokacak Biri gözlerin olacak Biri ellerin Biri gülüşün... Uzun olacak bu gece... Nerden baksan anlarsın Ve ben sana dair cümleler kuracağım... Dediğin gibi göz kırpacağım gökyüzüne Sen yanımdaymışsın gibi Sanki hiç gitmemişsin gibi davranacağım Dediğin gibi... Dualarımı koyacağım baş ucuna... Ve ağlamayacağım... Uzun olacak gece Nerden baksan anlarsın...
Bir hasret var bende Cümlelere sığmayan, acıyla anlatılabilen bir hasret. Gündüzleri yalnız bırakmıyor hayat mücadelesi Akşam oluyor, ve bana bir tek ben kalıyorum Gözlerimi yumuyorum, üç kere ismini tekrarlıyorum ve Hayalin gelip giriyor odamdan içeri Sımsıkı sarılıyorum ona Sıkıntılarımı, yokluğunu anlatıyorum Ve her akşam daha bir farklı anlatıyorum Ama her akşam söze, 'Bir hasret var bende' diye başlıyorum. Dizlerine uzanıp, gözlerinin içine bakarak, Hiç bilmediğim şarkıları söylüyorum. Hasret dolu bu rüyanın en tatlı yerinde Hayalin de terkedip gidiyor beni. O da senin gibi insafsız çıkıyor, Ardına bile bakmadan çıkıp gidiyor. Sonra hasretin doluyor yüreğime O an, içimi yakan aşkınla ruhum sarsılıyor Gururum ve onurum benle dalga geçerken, ben 'Bir hasret var bende' diyerek duymazdan geliyorum onları Hasretine yenik düşünce, yalnızlık iniyor odama perde perde. Bir umutla çıkıyorum pencereye, belki diyorum. Bomboş sokakları izledikçe köreliyor umutlarım. Yeniden yanaklarım ıslanıyor ayrılığın acısıyla. Gözlerimden yaşlar akarken bir çığlıkta haykırıyorum; Hala daha deli gibi seni sevdiğimi. 'Bir hasret var bende' diye yazıyorum odamın duvarlarına Her akşam aynı işkence tekrarlanıyor Bak işte, yine akşam ve yine aynı terane Yokluğunun acısı yüreğime bir hançer gibi saplandığı gecelerde Böyle ediyorum sabahı. Bir hasret var bende, Cümlelere sığmayan, acıyla anlatılabilen bir hasret... (alıntı=
hasretim ben, sana hasret... adını yüreğimin en derin kuytusunda bıraktım.. sen ağlama diyordun giderken.oysa ne zormuş son bakışındaki hasretliğim.. sen her an aklımdaydın.. arkandan döktüğüm kanlı gözyaşlarımı yol yaptım senin için.. ne duruyorsun? dön gel hasretim. çık gel şu kapıdan yeniden.. ben kör uçurumlardan düşmeden....(alıntı)
Bu şehri ağlatacak kadar ağırdı gidişin Şimdi yokluğunu koynuma aldım Karanlığın bile hüznümü kaybedemediği bir gecede Hesap soruyorum yüreğime boyundan büyük sevmek sana mı düştü diye. Her yer sen kokuyor işte Her şeyde senden bir parça Böyle çaresiz, böyle yarım kaldım işte Sol yanım acıyor Her atışı yokluğunun isyanı şimdi Yanmaktayım işte Alev alev yanmaktayım gözyaşlarıma inat daha bir kor olmaktayım Nasıl sevmişim oysa seni Ne kadar sen olmuşum Ne kadar çok ben olmuşsun Nasıl mecburmuşum Nasıl tutulmuşum Sensizlik ölümmüş oysa Oysa ne zormuş ölüm.
Hasretinle yanıyor şimdi her yanım Bir damla sen diye yalvarıyorum Bir damla kan ilişiyor gözlerime Bir damla sen diyorum Bin damla kan düşüyor yüreğime,
Yoksun işte Ben deli divane olsam da yoksun. Sensizlik baş köşeye oturmuş dalga geçiyor şimdi Aynalar hesap soruyor, Duvarlar gizliden ağlıyor, Bir bilsen, Ah! bir bilsen hasretimi Sanki her ayak sesi seni getiriyor… (alıntı)
ßu dünya $akaySa néDén ßén qüLmüoRm ßu dünya $akaySa néDéN ßén haLa öLüyüm !!! -| - |- İki sözümden biri öLüm oLmuşqen;hayata tutunmamı nasıL beqLersiniz ki benden? -| - |- Hêr Geçên Gùn ßirâz Daha Kân Kâybêdiyør HâyaLLêrim…Sêni øzLuyør bêdênim -| - |- Yürüdüğümüz yoLLardan geçtim fark; yaLnızLık.. Şimdi tek başıma odamdaym soğuk we karanLık..!
"Giderken yanina aldigin sessiz cümlelerini hangi biçakla biledin ?(!) Hangi kör biçakla biledin dilini de tek bi söz edemedin? Kilitler mi vurdun yoksa diline ? Ne diye sessizce gittin ? Sen beni giderken öldürmedin Geberttin !